<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>İstanbuldaki Oteller &#124; İstanbuldaki Hoteller &#124; Taksimdeki Oteller &#124; İstanbuldaki Pansiyonlar &#124; Kadıköydeki Oteller &#124; İstanbul Anadolu Yakasindaki Otelleri &#124; İstanbul Turizm Tatil ve Gezi &#124; Oteller &#124; İstanbul 5 Yıldızlı Oteller &#124; İstanbul Kadıköy oteller &#124; İstanbul 4 Yıldızlı Oteller &#124; İstanbul Pansiyonlar &#124; İstanbul Hotels &#124; İstanbul Otelleri &#124; İstanbul Otel Fiyat &#124; İstanbul Butik Otel &#124; İstanbul Anadolu Otel &#124; Taksim Otel Pansiyon &#124; İstanbul Pansiyon &#124; Silivri Otelleri &#124; İstanbul Otelleri Aksaray &#124; Sultanahmet Otelleri &#124; Laleli Otelleri &#124; İstanbul Ucuz Otel &#124; İstanbul Hotel &#124; İstanbul Tatil &#124; Tatil Köyleri &#124; Ucuz Tatil &#124; Pansiyon İstanbul</title>
	<atom:link href="http://www.istanbuldakioteller.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istanbuldakioteller.net</link>
	<description>İstanbuldaki Oteller &#124; İstanbuldaki Hoteller &#124; Taksimdeki Oteller &#124; İstanbuldaki Pansiyonlar &#124; Kadıköydeki Oteller &#124; İstanbul Anadolu Yakasindaki Otelleri &#124; İstanbul Turizm Tatil ve Gezi &#124; Oteller &#124; İstanbul 5 Yıldızlı Oteller &#124; İstanbul Kadıköy oteller &#124; İstanbul 4 Yıldızlı Oteller &#124; İstanbul Pansiyonlar &#124; İstanbul Hotels &#124; İstanbul Otelleri &#124; İstanbul Otel Fiyat &#124; İstanbul Butik Otel &#124; İstanbul Anadolu Otel &#124; Taksim Otel Pansiyon &#124; İstanbul Pansiyon &#124; Silivri Otelleri &#124; İstanbul Otelleri Aksaray &#124; Sultanahmet Otelleri &#124; Laleli Otelleri &#124; İstanbul Ucuz Otel &#124; İstanbul Hotel &#124; İstanbul Tatil &#124; Tatil Köyleri &#124; Ucuz Tatil &#124; Pansiyon İstanbul</description>
	<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 21:12:00 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>İstanbul Genel Bilgiler</title>
		<link>http://www.istanbuldakioteller.net/istanbul-genel-bilgiler/otel.html</link>
		<comments>http://www.istanbuldakioteller.net/istanbul-genel-bilgiler/otel.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 21:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul eserleri]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul gezilecek]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi eserler]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi eserleri]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi güzellikler]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi güzellikleri]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi mekanlar]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi mekanları]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi özellikleri]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi turistik yerleri]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi yerler]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul tarihi yerleri]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul un tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul ve tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul ve tarihi yerleri]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul yerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbuldakioteller.net/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[İl Trafik No: 34
Yüzölçümü: 5.712 km²
Nüfus: 10.018.735 (2000)
&#8220;Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep  birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe  değer.&#8221; Bir koluyla Asya&#8217;ya, diğeriyle Avrupa&#8217;ya uzanarak iki kıtayı da  kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor.
Başkentler  başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans)  İmparatorluğu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İl Trafik No: </strong>34</p>
<p><strong>Yüzölçümü:</strong> 5.712 km²</p>
<p><strong>Nüfus: </strong>10.018.735 (2000)</p>
<p>&#8220;Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep  birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe  değer.&#8221; Bir koluyla Asya&#8217;ya, diğeriyle Avrupa&#8217;ya uzanarak iki kıtayı da  kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor.</p>
<p>Başkentler  başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans)  İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış,  Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını  gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İstanbul&#8217;daki  çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir. Müzeleri,  kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri  bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir  arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki  evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde,  insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve  İstanbul&#8217;un &#8220;dünyanın merkezindeki&#8221; şehir olduğunu hissedersiniz.</p>
<p>Şehrin  en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan  yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden yükselen 500&#8242;ü aşkın caminin  sulieti başdöndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla  bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbul&#8217;un  sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile  &#8220;Mavi Cami&#8221; diye anılan Sultanahmet Camii&#8217;ni mutlaka görmelisiniz.  Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş  olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı,  Hz. İsa&#8217;yı, Hz. Meryem&#8217;i ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik  panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi  seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir.  Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa  edilmiştir.</p>
<p>Marmara&#8217;ya ve Boğaz&#8217;a hakim bir tepe üzerinde, 400  yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi merkezlik etmiş olan  Topkapı Sarayı yer alır. Topkapı&#8217;da Çin Porselenleri koleksiyonunu,  altın işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini,  masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması kitapları,  yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz.</p>
<p>Ayasofya  ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans  Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma  üç dikilitaş bulunur.</p>
<p>Yerebatan Sarayı Bizans döneminde  yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri  eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü  orijinal dekorunu muhafaza etmektedir. İstanbul&#8217;da görmeden  edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultan&#8217;ı  ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl  cıvıl bir ortam sunar.</p>
<p>İstanbul tarihsel yapıların yeniyle  buluştuğu, yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı  labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta  ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer  önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar, çeşit çeşit  deri ve süet giyim&#8230; Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk  duymadan saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda.</p>
<p>Boğaz&#8217;da bir  vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir. Boğaz&#8217;ın iki  yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara  yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar,  Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları,  balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar,  gece kulüpleri sizi büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz&#8217;in vahşi  sahillerinde denize girip ardından Marmara&#8217;nın sakin kıyılarında bir çay  bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek  anılarınızı kaleme alabilirsiniz.</p>
<p>Eşsiz tarihi ve kültürel  geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai  lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar  İstanbul&#8217;u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan  yapmaktadır.</p>
<p><strong>İlçeler</strong></p>
<p>Adalar, Bakırköy, Beşiktaş,  Beykoz, Beyoğlu, Eminönü, Eyüb, Fatih, Gazi Osman Paşa, Kadıköy,  Kâğıthane, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer, Şişli, Ümraniye,  Üsküdar, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Çatalca, Silivri, Şile, Avcılar,  Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Esenler, Güngören, Maltepe,  Sultanbeyli, Tuzla.</p>
<p>Önemli Semtler</p>
<p><strong>Boğaz:</strong> Avrupa  ve Asya&#8217;yı ayıran Boğaz&#8217;da Karadeniz&#8217;e doğru geleneksel ve unutulmaz bir  deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük  bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün  karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller, taştan hisarların yanı  başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin hatırasını taşıyan  semtlerde şık yapılar&#8230; Boğaz&#8217;ı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig  zag çizen yolcu vapurlarından birine binmektir. Eminönü&#8217;nden başlayan  gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş gibi sırayla Boğazın  Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6  saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek  istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan  ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.</p>
<p><strong>Haliç:</strong> Uzun ve  dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul&#8217;un Avrupa tarafını bölmektedir.  Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı  donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada toplanmışlardır.  Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün hoş  parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir. Haliç&#8217;in ortasına doğru  gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı  döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar  bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır. Biraz yukarıdaki  Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir.</p>
<p>Tepelerin  yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar  kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp  Türbesini ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi  manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.</p>
<p><strong>Beyoğlu  ve Taksim:</strong> Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl  evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir.  Avrupa&#8217;nın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını  korumaktadır. Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine  geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır.  Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde,  Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları  ile çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin  başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri)  güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar  vardır. Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik  restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı&#8230; Sonra cadde  boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri&#8230; Taksim  meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve  gecelerine yeniden kavuşmuştur.</p>
<p>Türk&#8217;ün Kurtuluş Savaşını,  Atatürk ve arkadaşlarını sembolize eden, göz okşayan abide Taksim  meydanını süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın altında,  Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer almaktadir. Beş yıldızlı Hyatt ve  Intercontinental Otelleri Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de  buradadır. Sınıfında Türkiye&#8217;de yapılan ilk otel olan Hilton (1955)  halen en meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır. Radyo Evi,  türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü Kırdar  Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu civardadır.</p>
<p><strong>Sultanahmet: </strong>Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı  İmparatorlukların önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır.  Tarihi Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı,  Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi tarihi eserlerle  çevrilidir.</p>
<p><strong>Ortaköy:</strong> Boğazın en güzel yerine tahtlanan,  zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Dönemi&#8217;nden  beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş  Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog  üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve içindeki seyyar &#8220;entel pazarı&#8221;,  hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla  İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş merkezlerinden birisidir.</p>
<p><strong>Sarıyer: </strong>Tarabya&#8217;dan sonraki virajdan Boğaziçi&#8217;nin Karadeniz&#8217;e kavuşması ilk  defa görünür. Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve  şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır.  Büyükdere&#8217;den ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri  geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır.</p>
<p>Sarıyer  ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile Boğazı gezenlerin Avrupa  yakasındaki son iskeleleridir. Balık lokantaları ile şöhretli her iki  komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok  kalabalık olur.</p>
<p>Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece  yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her iki kıyıda son  yerleşimler Karadeniz&#8217;e komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı  köyleridir.</p>
<p><strong>Üsküdar: </strong>Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen  bir semttir. Karşıya, Avrupa&#8217;ya geçişin iskelesidir. Meydandaki 16.  yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa  Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir. Tarihi Karacaahmet  Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın  sırtlarında bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların ve  Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.</p>
<p><strong>Kadıköy:</strong> Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy&#8217;de tarihi yapı bulunmaz.  Istanbul&#8217;un son yüzyılda hızla gelişen semtlerinden biridir. Antik  Kahlkedon yerleşim biriminde sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti.  M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada  yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza gelebilmiştir.  Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler, Kadıköy sahilleri boyu  uzanır.</p>
<p>Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat  Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908 yılında tamamlanan  Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar  çıkışındadır. İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği idi.  Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız  askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında  bulunmaktadır.</p>
<p>Ticari liman tesisleri arkasındaki tepelere  yerleşmiş iki büyük bina vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa  Lisesi, şimdi üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye  Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki yaralılara  hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki  gibi korunmaktadır.</p>
<p><strong>Şile:</strong> Üsküdar&#8217;dan 50 km. mesafedeki  şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir. Kısmen  tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol ile geniş ve  meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı barınaği, Ceneviz kale  kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir. Batıda plajlar,  kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır. Yaz aylan  hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur.</p>
<p><strong>Adalar:</strong> Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde,  şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş  Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam  seferler yaparlar.</p>
<p>Bizans devrinde manastırların kurulduğu  Adalar, saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliada&#8217;da  Bizans&#8217;ın son yapısı, Meryem Ana&#8217;ya ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz  Lisesi üst binası avlusunda bulunur.</p>
<p>19. yüzyıl başlarında  servise giren buharlı vapurlar ile Adalar&#8217;a ulaşım kolaylaşmış, okullar  ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe olan, yan  yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla kaplı  olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından eylül sonuna  kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda tenhadır. Yerleşim  bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği,  tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır.  Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve  motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır.</p>
<p>Her adada  bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki ve meşhuru Burgaz  Adasındadır. Hikaye yazarı Salt Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı  ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya  mahalli meşhur bir kahve olmuştur.</p>
<p>Heybeli yönünde, şeklinden  dolayı adlandırılmış, Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada&#8217;nın ikiz  tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe  üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük  yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta  ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok  güzel bir koy ile, Kaşık Adası&#8217;na bakan tarafta halk plajı ve Deniz  Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı  bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar içerisinde güzel ve  manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum  tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten hareketlidir.</p>
<p>Takım  Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada&#8217;dır. Fayton turu ile etrafı iki  saate yakın bir sürede dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan  yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki  Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir. Dil Burnu mesire alanı  tercih edilen güzel bir yerdir. Iskele civarı kalabalık yerleşim  bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar  teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde  bulunan 19. yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap  yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır.  Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile  renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren dört oteli vardır.  Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde  unutulmaz anlar bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında  gelenlere plajı ile açıktır.</p>
<p><strong>Çevresi</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un  dışından 25. km.de, Karadeniz&#8217;in Avrupa kıyısında Kilyos&#8217;un geniş  kumsalları yaz aylarında İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz&#8217;den  içeride, Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul&#8217;un çevresindeki en  geniş ormandır. İstanbullular, hafta sonlarında, gölgeliklerinde,  mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya giderler.  Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir  atmosfer oluşturur. Osmanlı su kemerlerinden 16.&#8217;ncı yüzyılda Mimar  Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en muhteşemidir. Golf  Kulübü&#8217;nün üzerinden geçen yine Sinan&#8217;ın eseri 800 m. uzunluğundaki  Sultan Süleyman Su Kemeri Türkiye&#8217;deki su kemerlerinin en uzunlarından  biridir.</p>
<p>İstanbul&#8217;dan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19&#8242;uncu  yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında kurulmuştur. Köy  atmosferi içinde yürüyüşler, atlı gezintiler yapmak, buraya ilk  gelenlerin yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak  için Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar&#8217;a 70 km.  uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile&#8217;nin kumsalları, restoranları ve  otelleri burayı İstanbul&#8217;un en hoş tatil mekanlarından biri haline  getirmektedir. Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin  üretildiği yerdir.</p>
<p>Bayramoğlu - Darıca Kuş Cenneti ve Botanik  Parkı İstanbul&#8217;un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaya  yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park dünyanın farklı  bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve bitkilerle doludur.</p>
<p>Marmara  Denizi&#8217;ndeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların marinasına  yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası İstanbul&#8217;un  güneydoğusundadır. Türkiye&#8217;nin 19&#8242;uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi  Bey&#8217;in kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür. Eskihisar ve Gebze  arasında yer alan Anibal&#8217;ın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki  sitlerdendir.</p>
<p>İstanbul&#8217;dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri  Silivri&#8217;de birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır. Burası harika  restoranları, spor ve sağlık merkezleri ile büyük bir tatil yeridir.  Konferans merkezi de iş - tatil karışımı faaliyetleri ve &#8220;kültür  turizmi&#8221; için şehrin hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir.  Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul&#8217;u Silivri&#8217;ye bağlamaktadır.</p>
<p>Dokuz  ada ile bezeli Marmara Denizi&#8217;ndeki adalar Bizanslı prenslerin sürgün  yeriydi. Bugün artık varlıklı İstanbulluların yaz aylarında serin  meltemlerine ve 19&#8242;uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır.  Adaların en büyüğü Büyükada&#8217;dır. Çam ağaçları arasında harika bir fayton  gezisi yapabilir veya adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan  birinde denize girebilirsiniz!</p>
<p>Diğer popüler adalar Kınalı,  Sedef, Burgaz ve Heybeliada&#8217;dır. Muntazam araba vapuru seferleri adaları  her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır. Yazın Kabataş&#8217;tan  hızlı deniz otobüsü servisi vardır.</p>
<p>İSTANBUL TARİHİ</p>
<p>İstanbul&#8217;un tarihi 300 bin yıl önceye  kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz  mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere  rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik  insanların yaşadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda,  Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ&#8217;a, Ağaçlı yakınlarında ise,  Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ&#8217;a özgü aletlere  rastlanmıştır.<br />
M.Ö. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy  Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa,  Kilyos ve Ambarlı&#8217;da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama  bugünkü İstanbul&#8217;un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4.  Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent  yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve  Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda,  İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri  olan İstanbul, 1453&#8242;te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra  Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.</p>
<p>İSTANBUL  TARİHİNDEKİ BELLİ BAŞLI DÖNEMLER<br />
Bizantion (M.O. 660 - M.S. 324)<br />
Yunanistan&#8217;dan  gelen Megara&#8217;lılar M.Ö. 680&#8242;lerde Marmara Denizi&#8217;ni geçerek İstanbul&#8217;a  ulaştılar ve bugünkü Kadıköy&#8217;de Halkedon adını verdikleri bir kent  kurdular. &#8220;Körler Ülkesi&#8221; olarak da anılan Halkedon&#8217;un halkı tarımla  uğraşıyordu. M.Ö. 660&#8242;larda da Trak kökenli komutanları Bizans  önderliğinde yola çıkan Mega&#8217;lıların diğer bir kolu bugünkü  Sarayburnu&#8217;nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre  Delfi Tapınağı&#8217;ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megara&#8217;lılar,  komutanlarının adından hareketle, kente &#8220;Bizantion &#8221; adını verdiler. Bu  yörede Megara&#8217;lılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği  için Megara&#8217;lılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır.</p>
<p>Pek  çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269&#8242;da Bithynialılar tarafından  yağmalanarak ele geçirildi. M.Ö. 202&#8242;de Makedonyalılar&#8217;ın tehdidinden  korkarak, Bizantion Roma&#8217;dan yardım isteğinde bulundu. Bu dönemden  itibaren kentte Roma İmparatorluğu&#8217;nun etkisi başlamış ve M.Ö 146&#8242;da  kent Roma&#8217;nın egemenliğine girmiştir. Önceleri idari olarak varlığını  sürdüren kent, daha sonra Bitinya-Pontus eyaletinin bir parçası haline  gelmiştir. Böylece 700 yıllık kent devleti statüsü sona ermiştir.</p>
<p>73  yılında Bizantion Roma&#8217;nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı.  İmparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına  gelindiğinde, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar&#8217;ın tarafını  tutan Bizantion&#8217;u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha  sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Yeni binalarla  sokakları düzenledi. Hipodrom inşaatını başlattı. 269&#8242;da kent bu defa  Gotlar&#8217;ın saldırısına uğradı. Zafer kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın  bir yere sütunlarını diktiler. 313&#8242;de Nicomedialılar kenti ele  geçirdiler. I. Constantinus, Nicomedialılar&#8217;la yaptığı savaşı kazanarak  kenti geri aldı.</p>
<p>Roma İmparatorluğu&#8217;nun başkenti (324 - 395)<br />
Bizantion  Roma&#8217;nın Doğu&#8217;sunun yönetim merkezi olarak seçildi. Bu yeni konumu,  kentin dünya kültürü ve siyaseti içindeki önemli rolünü de belirledi.<br />
I.  Constantinus (324-337), Romalı soyluları Bizantion&#8217;a çağırarak kentin  Romalı nüfusunu artırdı. Yeni başkentin konumuna yakışır bir imar  hamlesi başlatıldı. Limanlar ve su tesisleri yeniden düzenlendi. Kent  içi su dağıtım sistemlerinin temelleri atıldı. Savunma için yeni bir sur  yaptırıldı.</p>
<p>Septimus Severius&#8217;un başlattığı hipodrom inşaatı  tamamlandı. 100 bin kişilik hipodromun genişliği 117, uzunluğu ise 480  metreydi. Hipodrom duvarlarının üzeri çok sayıda heykelle süslüydü. En  önemlisi de at heykelleriydi. Kentin Latinler tarafından istila  edilmesiyle bu at heykelleri Venedik&#8217;e, San Marco Meydanı&#8217;na taşındı.  Hipodrom&#8217;daki (Sultanahmet Meydanı) imparatorluk sarayı (Sultanahmet  Camisi&#8217;nin bulunduğu alan) ve anıtsal ibadethaneler, akropolis (Topkapı  Sarayı&#8217;nın bulunduğu yer) yapıldı. Önceleri Nea (Yeni) Roma adı ile  anılan kenti, I. Constantinus kendi adıyla özdeşleştirdi. 11 Mayıs 330  tarihinde kentin adı Constantinopolis olarak ilan edildi.</p>
<p>Önce  Aya İrini, ardından 360 yılında da Ayasofya kiliselerini yaptıraran I.  Constantinus, kenti Hırıstiyan dünyası için önemli bir merkez haline  getirdi.</p>
<p>Bizans İmparatorluğu Dönemi (395 - 1453)<br />
476&#8242;da Batı  Roma&#8217;nın yıkılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans  İmparatorluğu&#8217;na dönüşmüş ve İstanbul da, bu yeni imparatorluğun  başkenti haline gelmiştir.</p>
<p>6. yüzyılın ortaları, Bizans  İmparatorluğu ve İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin  başlangıcıdır. İmparator I. Jüstinyen yönetimindeki bu dönemde daha önce  tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş,  543&#8242;lerde kentte görülen ve nüfusun yarısının ölümüne sebep olan veba  salgınının izleri silinmiştir.</p>
<p>7, 8 ve 9. Yüzyıllar İstanbul için  kuşatılma yılları oldu. Yedinci yüzyılda Sasaniler ve Avarlar&#8217;ın  saldırısına uğrayan kenti, sekizinci yüzyılda Bulgarlar ve Müslüman  Araplar dokuzuncu yüzyılda ise Ruslar ve Bulgarlar kuşattılar.</p>
<p>1204&#8242;de  kent Haçlılar tarafından ele geçirildi ve yağmalandı. Bu işgal ve yağma  sonrasında ortaçağın en büyük kenti 40-50.000 nüfuslu, yoksul ve harabe  bir kente dönüştü.<br />
<span id="more-628"></span><br />
Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülmeye  ve fakirleşmeye başladı. Şehrin soylu ve zenginleri İznik&#8217;e göç etti.  Latin İmparatorluğu sadece İstanbul ve yöresinde egemenlik  kurabildi.İznik (Nikia), Trabzon ve Yunanistan&#8217;daki Epiros&#8217;ta bir Bizans  muhalefeti gelişti. 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu  çepeçevre kuşatılmıştı. Bu esnada İstanbul çok fakirleşmis hatta Latin  İmparatoru II. Baudouin ısınmak için sarayının ahşap bölümlerini yakacak  olarak kullanmaya başlamıştı. Nihayet 1261 yılında Palailogos Hanedanı  İstanbul&#8217;u tekrar ele geçirdi ve böylece İstanbul&#8217;daki Latin dönemi sona  erdi.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1453-1923)<br />
Kent,  1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı.  1396&#8242;da I. Bayezid (1389-1403), Karadeniz&#8217;den gelecek yardımları önlemek  için kentin Anadolu yakasına bir hisar yaptırdı.<br />
Kenti almaya  kararlı olan II. Mehmed de (1451-1481), Bizans&#8217;a Kuzey&#8217;den gelecek  yardımları her iki taraftan Boğaz&#8217;ı tutarak önlemek için bu defa kentin  Avrupa yakasına Rumeli Hisarı&#8217;nı inşa ettirdi. İstanbul&#8217;un fetih  hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok  büyük toplar döktürüldü. 16 kadırgadan oluşun güçlü bir donanma  oluşturuldu. Asker sayısı iki kat arttırıldı. Bizansın yardım almasını  engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Ceneviz&#8217;lilerin  elinde bulunan Galata&#8217;nın da savaş esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2  Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde  görüldü. Böylece kuşatma başladı. İki aya yakın süren bu kuşatma dönemi  29 Mayıs 1453 günü sabaha karşı başlayıp, öğleden sonra kentin ele  geçirilmesiyle tamamlandı. Bu tarihten itibaren İstanbul bir Osmanlı  kenti oldu.</p>
<p>Fetihten sonra şehrin kalkındırılması için yeni iskan  bölgeleri oluşturuldu.<br />
Bizans&#8217;ın son dönemlerinde görkemini yitirmiş  olan kentte, öncelikle eskiden kalma binalar ve surlar onarılmaya  başlandı. Bizans altyapıları üzerinde Osmanlı&#8217;nın temel kurumlarının  binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da korunması  sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık  imparatorluğun başkenti idi.</p>
<p>Nüfusu artırmaya yönelik bu iskan ve  sürgünlerle oluşan mahalleler daha sonraki İstanbul idari yapısının  temelini oluşturdu. 1459&#8242;da İstanbul her biri farklı demografik  özellikler taşıyan dört idari birime ayrıldı. Bunlardan biri idarenin  merkezinin olduğu Suriçi, diğer üçü ise surdışında yeralan ve &#8220;Bilad-i  Selase&#8221; olarak adlandırılan Eyüp (Büyük ve Küçük Çekmece, Çatalca ve  Silivri dahil), Galata ve Üsküdar&#8217;dı. 1457 sonunda eski başkent  Edirne&#8217;nin uğradığı büyük yangınla şehre yeni göçmenler geldi ve şehir  oldukça şenlendi. İstanbul, fetihten elli yıl sonra Avrupa&#8217;nın en büyük  şehri haline geldi.</p>
<p>16. yüzyıla büyük bir şehir olarak giren  İstanbul, Küçük Kıyamet olarak anılan 14 Eylül 1509 depreminde çok zarar  gördü. 8 Şiddetinde olduğu tahmin edilen ve artçı sarsıntıları 45 gün  süren depremde binlerce bina yıkıldı, binlerce kişi öldü.</p>
<p>İstanbul,  1510&#8242;da Sultan II. Bayezıd tarafından 80.000 kişinin istihdamıyla  neredeyse yeniden kuruldu. Bu yüzden günümüze gelebilen eserlerin büyük  çoğunluğu bu devirden kalmıştır.</p>
<p>1520-1566 yılları arasında  Kanuni Sultan Süleyman yönetiminde İstanbul birçok değerli esere ve  izleri günümüze kadar ulaşan bir kent planına kavuşarak, gelişmiştir. Bu  dönemde özellikle Mimar Sinan imzalı birbirinden değerli çok sayıda  eser inşa edilmiştir. Veba salgını, yangınlar ve sellere rağmen Kanuni  dönemi İstanbul için tam bir yükseliş dönemi sayılmıştır.</p>
<p>Lale  Devri olarak da anılan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa&#8217;nın  sadrazamlığındaki 1718-1730 yılları, itfaiye teşkilatının kurulması, ilk  matbaanın açılması ve çeşitli fabrikaların inşasıyla İstanbul&#8217;un  değişmeye başladığı dönemdir.</p>
<p>3 Kasım 1839&#8242;da Topkapı Sarayı&#8217;nın  Gülhane Bahçesi&#8217;nde okunarak halka ilan edilen Tanzimat Fermanı ile  İstanbul&#8217;da yeni bir dönem açıldı. Batılılaşma sürecinin hızlandığı bu  dönemde İstanbul&#8217;da mimariden yaşama tarzına, eğitim kuruluşlarından  sanayi kuruluşlarına kadar birçok alanda yenilikler yaşandı.</p>
<p>Bu  dönemde şehir yeni alanlara doğru genişlemeye başladı. Suriçi Bakırköy  yönünde, Galata ise Teşvikiye yönünde yayılırken; Boğaziçi&#8217;nde Sarıyer&#8217;e  iskan hızlandı. Anadolu yakası ise bir taraftan Bostancı, diğer  taraftan Beykoz&#8217;a doğru büyüdü.<br />
Bu yıllar, altyapı ve kent  hizmetlerinde de önemli gelişmelere sahne oldu. Haliç üzerine köprü  yapılması, tünel (metro), Rumeli Demiryolu, kent içi deniz taşımacılığı  yapan Şirket-i Hayriye&#8217;nin açılması, Şehremaneti (Belediye) örgütünün  diğer belediye dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattının çekilmesi,  Zaptiye Nezareti&#8217;nin kurulması ve ona bağlı karakolların açılması, Vakıf  Gureba Hastanesi&#8217;nin hizmete girmesi ve Atlı Tramvay Şirketi bu  gelişmelerin sadece bazılarıdır.</p>
<p>23 Aralık 1876&#8242;da I. Meşrutiyet  ve 24 Temmuz 1908&#8242;de II. Meşrutiyet ilanlarına sahne olan ve halk  arasında &#8220;Üçyüzon Depremi&#8221; denen 1894 depreminde büyük zarar gören  İstanbul&#8217;, II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 13 Kasım 1918&#8242;de İtilaf  Devletleri donanmasınca işgal edildi.</p>
<p>1923 yılında Türkiye  Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşuyla İstanbul&#8217;un başkent dönemi sona erdi.</p>
<p>Osmanlı  Padişahları<br />
Osman Gazi 1299-1326<br />
Sultan Orhan Gazi 1326-1359<br />
Sultan  Murad Hüdavendigar 1359-1389<br />
Sultan Yıldırım Bayezid 1389-1403<br />
Sultan  Çelebi Mehmed 1413-1421<br />
Sultan Murad II 1421-1451<br />
Fatih Sultan  Mehmed 1451-1481<br />
Sultan Bayezid II 1481-1512<br />
Yavuz Sultan Selim  1512-1520<br />
Kanuni Sultan Süleyman 1520-1566<br />
Sultan Selim II  1566-1574<br />
Sultan Murad III 1574-1595<br />
Sultan Mehmed III 1595-1603<br />
Sultan  Ahmed I 1603-1617<br />
Sultan Mustafa I 1617-1623<br />
Sultan Osman II  1617-1622<br />
Sultan Murad IV 1623-1640<br />
Sultan İbrahim I 1640-1648<br />
Sultan  Mehmed IV 1648-1687<br />
Sultan Süleyman II 1687-1691<br />
Sultan Ahmed II  1691-1695<br />
Sultan Mustafa II 1695-1703<br />
Sultan Ahmed 1703-1730<br />
Sultan  Mahmud I 1730-1754<br />
Sultan Osman III 1754-1757<br />
Sultan Mustafa III  1757-1774<br />
Sultan Abdülhamid 1774-1789<br />
Sultan Selim III 1789-1807<br />
Sultan  Mustafa IV 1807-1808<br />
Sultan Mahmud II 1808-1839<br />
Sultan Abdülmecid  1839-1861<br />
Sultan Abdülaziz 1861-1876<br />
Sultan Murad V 1876-1876<br />
Sultan  Abdülhamid II 1876-1909<br />
Sultan Mehmed Reşad 1909-1918<br />
Sultan  Mehmed Vahideddin 1918-1922</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbuldakioteller.net/istanbul-genel-bilgiler/otel.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Anemas Zindanları</title>
		<link>http://www.istanbuldakioteller.net/anemas-zindanlari/otel.html</link>
		<comments>http://www.istanbuldakioteller.net/anemas-zindanlari/otel.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 21:08:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<category><![CDATA[Anemas Zindanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbuldakioteller.net/?p=627</guid>
		<description><![CDATA[Anemas Zindanları, Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden  biridir. Blakhernai Sarayı’nın bir parçası olan Anemas Zindanları,  Haliç’e yakın eski sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiş 14 hücre  odasından ve bu odaların altındaki iki katlı bodrumdan oluşur.
Bizans’tan  günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan, tarihi ve mimari  özellikleriyle dünyada başka benzeri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anemas Zindanları, Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden  biridir. Blakhernai Sarayı’nın bir parçası olan Anemas Zindanları,  Haliç’e yakın eski sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiş 14 hücre  odasından ve bu odaların altındaki iki katlı bodrumdan oluşur.</p>
<p>Bizans’tan  günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan, tarihi ve mimari  özellikleriyle dünyada başka benzeri bulunmayan Anemas Zindanları, son  yıllarda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Anemas Zindanı, adını  Arap asıllı bir Bizans askeri olan “Mikhael Anemas’tan alıyor. 1107  yılında İmparator Aleksios’a karşı suikast girişimi tasarlarken  yakalanan Anemas, suçunun cezasını zindandaki bir kuleye hapsedilerek  çekmiş, gözlerine mil çekilip kör edilmesini imparatorun kızı Anna  engellemişti. Anemas’ın ardından İmparator I. Kommenos, İmparator  Isaakios ve oğlu Aleksios, veliaht Andronikos Palaiologos ile Sultan I.  Murad’ın oğlu Savcı Bey gibi birçok ünlü kişinin de tutuklu kaldığı  zindanın fetihten sonra ne amaçla kullanıldığı bilinmiyor.</p>
<p>Yüksek  mevkilerde bulunanlara mahsus bir çeşit devlet hapishanesi olan Anemas  Zindanı ve Kulesi, Latin işgali 1261’de bittikten sonra da bu işlemi  sürdürmüştür. İmparator 5. Ioannes Palaiologos’un oğlu Andronikos da 1.  Murat’ın oğlu Sara Bey ile 1374’de babalarına karşı bir ayaklanma  düzenlediklerinde yakalanmışlar ve Andranikos, Anemas Zindanına  kapatılmıştır. Fakat 1376’da buradan kaçarak, babası ve kardeşi Maunel’i  aynı yere hapsettirmiştir.</p>
<p><img src="http://i135.photobucket.com/albums/q123/Ayduran/istanbul/su-birikintisi2.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>Blakhernai Sarayı’na ait oldukları anlaşılan  mahzenler ve kuleler genişçe bir kompleks oluşturur. Üstünde 16. Yy  sonlarında inşa edilen İvaz Efendi Camii’nin bulunduğu terasın önünde  bulunan bitişik kulelerden birine Anemas, diğerine İsaakray Angelas  Kulesi denilir.</p>
<p>Son yıllarda, Anemas Zindanı denilen tonozlu  hücreler, tarihi filmler için plato olmuştur. (Kahpe Bizans, Şahmaran,  Kara Murat filimlerinin bazı sahneleri burda çekilmiştir.) Fatih  Belediyesi de burayı temizleyerek turistik bir yer haline getirmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbuldakioteller.net/anemas-zindanlari/otel.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bulgur Palas</title>
		<link>http://www.istanbuldakioteller.net/bulgur-palas/otel.html</link>
		<comments>http://www.istanbuldakioteller.net/bulgur-palas/otel.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 21:07:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbuldakioteller.net/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;da Haseki- Cerrahpaşa&#8217;da bulunan tarihi heybetli bina.  Bulgur  Palas şu anda  Garanti Bankası’nın arşiv deposu olarak kullanılıyor ve  mülkiyeti Doğuş Grubu’na ait. doğuş grubu osmanlı bankasını satın alınca  bu bina da doğuş grubuna geçmiş. bu bina uzun yıllar Osmanlı  Bankası&#8217;nın yurdun dört bir köşesinden gelen arşivlerine ev sahipliği  yapmıştır.
Palas hakkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;da Haseki- Cerrahpaşa&#8217;da bulunan tarihi heybetli bina.  Bulgur  Palas şu anda  Garanti Bankası’nın arşiv deposu olarak kullanılıyor ve  mülkiyeti Doğuş Grubu’na ait. doğuş grubu osmanlı bankasını satın alınca  bu bina da doğuş grubuna geçmiş. bu bina uzun yıllar Osmanlı  Bankası&#8217;nın yurdun dört bir köşesinden gelen arşivlerine ev sahipliği  yapmıştır.</p>
<p>Palas hakkında iki rivayet vardır:<br />
birincisi,  inşası bitmemiş bu bina, savaş yıllarında bulgur ticaretinden zengin  olan bir tüccara aittir. Kurtuluş Savaşı sonrasında Mustafa Kemal  Hükümeti&#8217;nin eline geçer ve onlar da binayı Osmanlı Bankası&#8217;na  bağışlarlar.</p>
<p>Diğer rivayetse, Osmanlı Bankası&#8217;nın zengin bir  müşterisinin iflas ettiği ve inşasını tamamlatamadığı binayı borçları  karşılığı olduğu gibi Osmanlı Bankası&#8217;na devrettiğidir.</p>
<p>Osmanlı  Bankası&#8217;nın arşivindeki yazıya göre:<br />
&#8230;&#8230;..<br />
Oysa, arşiv  belgeleri daha karmaşık bir hikâyeyi ortaya çıkarmaktadır.</p>
<p>Hikâyemiz,  Haziran 1921&#8242;de Dillizade Emrullah Kardeşler Şirketi&#8217;nden Hacı Ahmed  zade Selim Nuri Bey&#8217;in Osmanlı Bankası&#8217;na senet kırdırma talebiyle  başlamaktadır. Bunun yanısıra firma İnebolu veya Samsun&#8217;daki mallarına  karşılık avans talep eder. Bolu mebusu Mehmed Habib Bey borcuna  kefildir. İmzasının yanısıra kendisine ait Bulgur Palas&#8217;ın ipoteğini  vermektedir. Banka, mimarı Giulio Mongeri&#8217;nin bitmemiş haliyle bile  250.000 lira değer biçtiği binanın ipoteğini kabul eder.</p>
<p>Ekim  1921&#8242;de banka 9.000 liralık alacağının bir kısmını tahsil etmek amacıyla  Dillizade Emrullah Kardeşler Firması&#8217;nın İnebolu&#8217;daki deposundaki,  iplik ihtiva eden 48 kasanın satışını ister.</p>
<p>Osmanlı Bankası,  Mart 1922&#8242;de Habib Bey&#8217;in eşi Fatma Bediye Hanım&#8217;a eşi adına 60.000  liralık kredi tahsis eder. %9 faizle alınan bu kredinin karşılığı yine  Bulgur Palas&#8217;tır. İki ay sonra Fatma Bediye Hanım&#8217;ın talebi üzerine,  kendisine 3.000 lira daha kredi tahsis edilir.</p>
<p>Mart 1925&#8242;de,  Osmanlı Bankası tarafından, Fatma Bediye Hanım&#8217;ın Bulgur Palas&#8217;ı Hacı  Ahmed zade Selim Nuri Bey&#8217;e tütün depolaması için 1.500 liraya  kiraladığı öğrenilir. Üstelik bina bir ikinci tarafa, Krum Çapraçilov  isimli bir Bulgar firmasına daha kiralanmıştır.</p>
<p>Aynı yılın ekim  ayında, bankanın talebi üzerine arsa ve binanın sınırları belirlenir,  sonrasında 28 Ocak 1926 günü bina ve bostan sabahın dördünde Tapu  Kadastro&#8217;nun belirlediği toplam 68.059 liradan açık artırmaya çıkarılır.  Osmanlı Bankası, avukatlarından Fotaki kanalıyla ihalenin sonuçlanması  için iki aylık bir süre verir. Bu süre içinde Fatma Bediye Hanım&#8217;ın  borcu faiziyle birlikte 97.495 liraya ulaşmıştır.</p>
<p>1926 yılının  sonuna gelindiğinde, Osmanlı Bankası Fatma Bediye Hanım hakkında hukuki  prosedürü işleme koyar. Banka son ihaleden sonra binaya sahip olmuştur  ve bu tarihten itibaren alınan haksız kiraları talep eder.<br />
<span id="more-626"></span><br />
Binayı  devralan banka idaresinin 21-23 Aralık 1926 haftası yaptıkları yönetim  kurulunda Bulgur Palas hakkında aldıkları kararlar şunlardır:</p>
<p>Fatma Bediye Hanım&#8217;ın borcu ve Bulgur Palas&#8217;ın Osmanlı Bankası&#8217;na  geçişinin muamele parası karşılığı olarak Bulgur Palas&#8217;ı sayması.<br />
Kalan borcu içinse sahibi bulunduğu diğer mülklerin peşine düşülmesi.<br />
İçindeki kiracının kontratının Osmanlı Bankası adına yenilenmesi.<br />
Bina&#8217;nın senatoryum veya hastane olarak kullanılması.</p>
<p>İstanbul&#8217;un  ticaret merkezinden uzak, yolların dar, ulaşımı zor fakir bir  mahallesinde inşa edilen, inşasını tamamlamak ve kullanılır hale sokmak  için bile 40.000 liralık yatırım gerektiren Bulgur Palas&#8217;ın senatoryum  veya hastaneye dönüştürülmesi hiçbir zaman gerçekleştirilemez.<br />
&#8230;&#8230;.</p>
<p>Murat  Belge&#8217;nin bir yazısında bina ile ilgili küçük bir alıntı yakaladım, onu  da aktarayım:<br />
&#8230;<br />
&#8220;Cerrahpaşa&#8217;da, sanırım şimdi bir bankanın  elinde, kocaman, ilginç bir bina vardır. Milli Mimarlık akımının  özelliklerini taşır. Çevrede oturanlar da neyin nesi olduğunu pek  bilmezler. &#8216;Bulgur Palas&#8217; diye bir adı olduğunu söylerler. Buradan  yorumla, bir zamanlar &#8216;bulgur deposuymuş&#8217; diyenlere rastlarsınız.  Sonunda Kazım Karabekir&#8217;in anılarını okurken, İttihatçı subaylar  arasında &#8216;Habip Bolu&#8217;  diye tanınan birinin Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda  bulgur ticaretine karıştığını, her türlü ihtikâr ve karaborsa yöntemiyle  büyük servet edindiğini, bu binanın da onun evi olduğunu öğrendim. &#8221;<br />
&#8230;</p>
<p>Hasekiyi  fotoğraflarken burayı görmeden geçmek bu binaya haksızlık olur fakat  cok kucuk bir açıdan fotoğraflanabiliyor bina. butun kapıları kapalı ve  ana kapısında bir bekçi arşiv belgeleri olduğu için binaya giriş yasak  diyor. yakın bir zamanda binanın ab yenileme projesi kapsamında  resterasyonu ve yenileme çalışmaları olacağı söyleniyor fakat bununla  ilgili herhangi bir netleşen gelişme olmadı diye sanıyorum. Bu binanın  otel olarak kullanılacağı söyleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbuldakioteller.net/bulgur-palas/otel.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
